Yükleniciyi Kapat

Sınav Kaygısı

        Öğrencileri, anne babaları ve öğretmenleri en çok düşündüren, endişelendiren konulardan birisi de sınav kaygısıdır. Lise ve üniversite sınavları kadar okullarda yapılan sınavlar da kaygı yaratabilmekte ve bu kaygı başarıyı etkilemektedir.

        Kaygı, yalnızca sınavlarda değil hayatın her anında yaşanan doğal bir duygudur. İnsan fiziksel ya da duygusal olarak zorlayıcı olaylarla karşı karşıya olduğunda, kendini baskı altında hissettiğinde, stresli bir durum yaşadığında ortaya çıkan, kendini koruması ve duruma uyum sağlaması için vücudun verdiği bir tepkidir. Kaygıyı yaratan, olay ve durumlar değil kişinin o olay ya da duruma bakışı ve onunla ilgili düşünceleri, yorumları ve değer yargılarıdır. Bu durum sınav için de aynıdır. Öğrenci sınavda kendisini baskı altında hissederse kaygı yaşar, bedensel ve zihinsel tepkiler verir. Aslında orta düzeyde olan kaygı öğrenciyi güdülenmesine, ders çalışmasına, sınava konsantre olmasına yardım eder ve başarıyı beraberinde getirir. Ancak bazı öğrenciler, bu kaygıyı daha yoğun yaşarlar. Bazı anne babalar, çocuklarının çok çalıştığını, deneme sınavlarında iyi dereceler aldığını ancak üniversite sınavında bu başarıyı bir türlü gösteremediğini anlatırlar. İşte bu durum öğrencideki sınav kaygısından kaynaklanır. Öğrencide hiç kaygı olmaması da yüksek düzeydeki kaygı kadar başarıya engel olur.

       Sınav kaygısı, sınav anında ya da sınavdan önce kendini gösterir, öğrencide terleme, titreme, nabız artışı, elin, ayağın birbirine dolaşması gibi bedensel tepkiler ortaya çıkar ve sıkıntı verici, bunaltıcı bir ruh hali olur. Bu durumdaki öğrenci ne yapacağını bilemez hale gelir, dikkati dağılır, bildiklerini hatırlayamaz, yanlışlar yapar; sonucunda istediği başarıya ulaşamaz.

      Sınav kaygısını yaratan en önemli etmen, öğrencinin sınava ilişkin inanç ve düşünceleridir. Eğer bir öğrenci sınavın çok zor olacağına inanıyorsa, başaramamaktan çok korkuyorsa, başarısız olması halinde herkesin kızacağını, alay edeceğini, sevilmeyeceğini veya her şeyin biteceğini düşünüyorsa kaygı yaşar. Ayrıca öğrencinin kendine güveninin ve başarılı olacağına dair inancının az olması, yeterli ve doğru olarak ders çalışmaması da yine kaygı yaratır.

      Ailenin tutum ve yaklaşımları da öğrencinin kaygısını etkiler; anne ve babalar bazen çocuğa faydalı olalım derken farkında olmadan onun kaygısını artırabilir. Onu çalışmaya yönlendirmek için söylenen “bu çalışmayla bir yer kazanamazsın, herkes günde kaç soru çözüyor sen daha nerelerdesin?” gibi sözler, “bak komşumuzun kızı deneme sınavında birinci olmuş senin notların düşük” şeklinde yapılan kıyaslamalar, çocuğu baskı altına alıp kaygı yaratmaktan başka bir işe yaramaz. Aile, çocuktan yüksek bir başarı bekliyorsa, sınavı kazanmayı tek yol olarak görüyor ve bunu çocuğuna yansıtıyorsa da çocuk doğal olarak kaygılanır. Ayrıca anne babanın duyduğu heyecan ve kaygı çocuğu etkiler. Çocuk, “kazanamazsam annemin yüzüne nasıl bakarım, babam beni ne yapar?” gibi duygu ve düşünceler içinde kalırsa kaygı ve sonucundaki başarısızlık kaçınılmaz olur.


Aileye Öneriler

         Çocuğunuzu motor becerilerini ve yeteneklerini sergileyip geliştirebileceği etkinliklere yönlendirin. Yüzme, futbol, dans, halk oyunları, tiyatro gibi etkinlikler bu dönem için uygundur. Sizde onunla birlikte dans edin, spor yapın. Bu faaliyetler, çocuğun beden gelişimi ve sağlığı için faydalı olmasının yanında onun kendini tanıması, bilişsel ve sosyal becerilerini ortaya koyması ve geliştirmesi açılarından da oldukça önemlidir.Bu dönemde çocuğun eklemleri henüz yumuşak olduğu için dik oturma ve iyi yürüme alışkanlıklarının kazandırılması da gerekmektedir. Çocuğa alınacak kitapların yazılarının uygun büyüklükte olması, oturuşu düzenleme ve gözleri koruma açısından önemlidir.